Nederlands – Turks [P]

Card Set Information

Author:
vvv123
ID:
223941
Filename:
Nederlands – Turks [P]
Updated:
2013-06-15 10:38:41
Tags:
Nederlands Turks Dutch Turkish Hollandaca Türkçe Woordenboek Sözlük
Folders:

Description:
Voorbeeld Zinnen en Uitdrukkingen met Turkse Vertalingen
Show Answers:

Home > Flashcards > Print Preview

The flashcards below were created by user vvv123 on FreezingBlue Flashcards. What would you like to do?


  1. met pensioen : emekli

    •Ik ben met pensioen.
    Ben emekliyim.
  2. met pensioen : emekli

    •U bent ook een generaal met pensioen, niet?
    Siz emekli bir generalsiniz de, öyle değil mi?
  3. met pensioen : emekli

    •Weet je wat agenten doen als ze met pensioen zijn?
    Polisler emekli olunca ne yaparlar biliyor musun?
  4. met pensioen gaan : emekli olmak, emekliye ayrılmak

    •Een echte agent gaat nooit met pensioen.
    Gerçek bir polis asla emekliye ayrılmaz.
  5. met pensioen gaan : emekli olmak, emekliye ayrılmak

    •Een groot deel van hen gaat binnen nu en vijf jaar met pensioen.
    Onların büyük bir kısmı önünüzdeki beş yıl içinde emekli olacak.
  6. met pensioen gaan : emekli olmak, emekliye ayrılmak

    •Eigenlijk denk ik dat ik met pensioen gaan.
    • Aslında emekli olmayı düşünüyorum.
    • Aslında emekliye ayrılmayı düşünüyorum.
  7. met pensioen gaan : emekli olmak, emekliye ayrılmak

    •Heb je nooit gezien wat er met de mensen gebeurt die met pensioen gaan?
    Emekli olunca insanlara ne olduğunu görmedin mi hiç?
  8. het pensioen : emekli aylığı, emekli maaşı, tekaüt maaşı

    •Vrouwen krijgen minder pensioen dan mannen.
    Kadınlar erkeklerden daha az emekli maaşı alıyorlar.
  9. perzik

    şeftali
  10. pesten : eziyet vermek, sıkıntıya sokmak, dalına binmek, rahat vermemek

    •Het jongetje wordt gepest, omdat hij dik is.
    Şişman olduğu için, çocuğa eziyet ediliyor.
  11. pesten : eziyet vermek, sıkıntıya sokmak, dalına binmek, rahat vermemek

    •Ik wil niet dat ze worden gepest op school door andere leerlingen.
    Okulda onlara diğer öğrenciler tarafından eziyet edilmesini istemiyorum.
  12. pesten : eziyet vermek, sıkıntıya sokmak, dalına binmek, rahat vermemek

    •Ze werd gepest op school.
    Okulda ona eziyet ediliyordu. / Okulda ona rahat vermiyorlardı.
  13. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Het piepkleine kind drinkt het wel en jij kan het niet.
    Küçücük çocuk içiyor, sen içemiyorsun.
  14. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Hij speelde een piepkleine rol in een film.
    Bir filmde ufacık bir rolde oynadı.
  15. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Hij verblijft in een piepkleine kamer.
    Ufacık bir odada kalıyor.
  16. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •In het piepkleine dorpje staat een oud klooster.
    Ufacık köyde eski bir manastır bulunuyor.
  17. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Op een piepklein zolderkamertje had ze haar zendstation opgericht.
    Ufacık bir tavan arası odasında yayın istasyonunu kurmuştu.
  18. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Volgens vele wetenschappers is deze piepkleine kwal het giftigste dier op aarde.
    Çoğu bilim adamına göre bu küçücük denizanası yeryüzündeki en zehirli hayvandır.
  19. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •We zitten in een piepklein kamertje.
    • Ufacık bir odada kalıyoruz.
    • Küçücük bir odada oturuyoruz.
  20. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Zij heeft een piepklein keukentje.
    • Ufacık bir mutfağı var.
    • Çok küçük bir mutfağı var.
  21. piepklein : ufacık, küçücük, daracık

    •Zij woont in een piepklein huis.
    • Daracık bir evde oturuyor.
    • Ufacık bir evde oturuyor.
  22. de pilaar : direk, sütun, dayak

    •Achter die pilaar staat een kerel, die elk woord dat je zegt, opschrijft.
    Şu sütunun arkasında bir herif var, söylediğin her kelimeyi not ediyor.
  23. de pilaar : direk, sütun, dayak

    •Hier is een klein bronnetje dat uit de zijkant van de pilaar komt.
    İşte  direğin yan tarafından gelen küçük bir kaynak.
  24. de pilaar : direk, sütun, dayak

    •Nog een stenen pilaar aan de rechterkant.
    • Sağda bir taştan sütun daha.
    • Sağ tarafta bir taş direk daha.
  25. de pilaar : direk, sütun, dayak

    •Voor de volgende stond ik 36 uur lang op een 30 meter hoge pilaar.
    Bir sonrası için 30 metre yükseklikteki bir direğin üstünde 36 saat boyunca durdum.
  26. de pilaar : direk, sütun, dayak

    •We gaan omhoog langs een pilaar.
    Bir sütun boyunca yukarıya çıkıyoruz.
  27. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Bij dit onderwerp proberen we even stil te blijven staan.
    Bu konu üzerinde durmaya çalışacağız.
  28. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Dat heb ik geprobeerd.
    Onu denedim.
  29. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Dat kan je proberen.
    Deneyebilirsin.
  30. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Denk je dat ze ’t proberen?
    Deneyeceklerini düşünüyor musun?
  31. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Dus probeer maar niet tegen mij te liegen.
    Bu yüzden bana yalan söylemeye çalışma.
  32. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Heb je geprobeerd te ontkomen?
    Kaçmaya çalıştın mı?
  33. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Het is het proberen waard.
    Denemeye değer.
  34. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Het is te proberen.
    Denemeye değer.
  35. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Hij heeft zware problemen die hij daar probeert te begraven.
    Onun gizlemeye çalıştığı ciddi sorunları var.
  36. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Hij probeerde de getrouwde vrouw te verleiden.
    Evli kadını ayartmaya çalışıyordu.
  37. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik ga het proberen.
    Deneyeceğim.
  38. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik ga iets proberen.
    Bir şey deneyeceğim.
  39. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik heb het al geprobeerd.
    • Onu daha önce denedim.
    • Onu denedim bile.
  40. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik heb het geprobeerd, maar het is mij niet gelukt.
    Onu denedim, fakat başaramadım.
  41. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik heb niet geprobeerd om te ontkomen, omdat ze wapens hadden.
    Silahları olduğu için kaçmaya çalışmadım.
  42. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik liet mijn kinderen achter en ik heb sindsdien geprobeerd terug te komen.
    Çocuklarımı terk ettim ve o zamandan beri onlara geri dönmeye çalıştım.
  43. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer alleen aan iets anders te denken.
    Sadece başka bir şey düşünmeye çalışıyorum.
  44. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer alleen het te begrijpen.
    Sadece anlamaya çalışıyorum.
  45. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer alleen maar te helpen.
    Sadece yardım etmeye çalışıyorum.
  46. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer de deur open te krijgen.
    Kapıyı açmayı deneyeceğim.
  47. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer een tekst te vertalen.
    Bir tekstin çevirisini yapmaya çalışıyorum.
  48. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer het wel.
    Denerim.
  49. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer je al de hele dag te bereiken.
    Bütün gün sana ulaşmaya çalışıyorum.
  50. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeer je te danken.
    Sana teşekkür etmeye çalışıyorum.
  51. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeerde je te bellen.
    Seni aramayı denedim.
  52. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeerde je te bereiken.
    Sana ulaşmaya çalıştım.
  53. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik probeerde ’m te vertellen.
    Ona anlatmaya çalıştım.
  54. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik waardeer wat u probeert te doen voor mij.
    • Bana yapmak istediğiniz şeyi biliyorum.
    • Benim için yapmaya çalıştığınız şeye değer veriyorum.
  55. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik wil dat je probeert met de meiden samen te werken.
    Kızlarla beraber çalışmayı denemeni istiyorum.
  56. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ik zal proberen het te onthouden.
    • Hatırlamaya çalışırım.
    • Aklımda tutmaya çalışacağım.
  57. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Je kon tenminste proberen om vriendelijk te zijn tegen mijn vader.
    En azından babamla iyi geçinmeye çalışabilirdin.
  58. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Je moet niet proberen dergelijke grappen hier uit te halen.
    Öyle şakaları burada yapmaya kalkışma.
  59. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Je moet 't proberen.
    • Denemelisin.
    • Denemek zorundasın.
  60. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Je probeert haar levend te houden.
    Onu hayatta tutmaya çalışıyorsun.
  61. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Laten we het proberen!
    Deneyelim!
  62. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer dat nog één keer en dan stamp ik op je voeten, begrepen?
    Bunu bir kez daha denersen seni ayaklarından çivilerim, anladın mı?
  63. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer deze.
    Bunu dene.
  64. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer dit.
    Bunu dene.
  65. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer het nog eens.
    Bir daha dene.
  66. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer het nu maar!
    Şimdi dene bakalım!
  67. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer het opnieuw.
    Bir daha dene.
  68. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer nu nog maar eens te reserveren bij Dorsia, klootzak!
    Şimdi git de Dorsia'dan yer ayırt, seni orospu çocuğu!
  69. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer objectief te blijven.
    Tarafsız olmaya çalış.
  70. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer rustig te worden.
    Sakinleşmeye çalış.
  71. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeer zich te herinneren wat dat is.
    Onun ne olduğunu hatırlamaya çalışın.
  72. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeert u het zich te herinneren.
    Hatırlamaya çalışın.
  73. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Probeert u onze oesters eens.
    İstiridyemizin tadına bir bakın.
  74. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •U moet u concentreren en proberen zich te herinneren wat dat is.
    Konsantre olmanızı ve onun ne olduğunu hatırlamaya çalışmanızı istiyorum.
  75. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Waarom heb je niet geprobeerd met het meisje contact te zoeken?
    • Kıza neden yaklaşmayı denemedin?
    • Kızla neden kontak kurmaya çalışmadın?
  76. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Wat dan nog als ik hem probeerde te doden?
    Onu öldürmeye çalıştıysam ne olacak yani?
  77. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Wat meneer Cobb probeert te zeggen, ...
    Bay Cobb'un söylemeye çalıştığı şey, ...
  78. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •We gaan het proberen.
    Deneyeceğiz.
  79. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •We hebben een paar keer geprobeerd je te bereiken.
    Birkaç kez sana ulaşmaya çalıştık.
  80. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •We moeten het proberen.
    • Denemeliyiz.
    • Denemek zorundayız.
  81. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •We proberen het rapport morgen af te maken.
    Raporu yarın bitirmeye çalışacağız.
  82. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Wil je het een keer proberen?
    Bir kez denemek ister misin?
  83. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ze heeft geprobeerd je te vermoorden, hé?
    Seni öldürmeye kalktı, değil mi?
  84. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ze probeert alleen te helpen.
    Sadece yardım etmeye çalışıyor.
  85. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Ze proberen zijn kluis te openen.
    Onun kasasını açmaya çalışıyorlar.
  86. proberen : denemek, sınamak, tecrübe etmek, prova yapmak, -meye çalışmak, çabalamak, tadına bakmak, -meye girişmek, kalkışmak,  araştırmak, ayarına bakmak

    •Zij probeerde haar auto te verkopen.
    • Arabasını satmayı denedi.
    • Arabasını satmaya çalıştı.
  87. het protest : protesto

    •Er was veel protest tegen de nieuwe wet.
    Yeni yasaya karşı çok protesto vardı.
  88. protest aantekenen : protesto etmek, itirazda bulunmak

    •De regering van Argentinië heeft protest aangetekend tegen het besluit van Groot-Britannië om een deel van Antarctica Queen Elizabeth Land te noemen.
    Arjantin hükümeti, Büyük Britanya’nın Antarktika’nın bir kısmına Kraliçe Elizabeth Ülkesi denme kararına karşı itirazda bulundu.

What would you like to do?

Home > Flashcards > Print Preview